TÜKETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANMANIN VAKTİDİR! | MAZLUM ÇETİNKAYA

ŞİMDİ TAM DA TÜKETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANMANIN VAKTİDİR!

Türkiye’nin sürüklendiği felaketin sorumlularına karşı sessiz kaldıkça, “üç maymun” olarak tanımlanmaya devam edileceğiz.

Ancak tarih bize, bizden sonraki kuşaklara, güzel bir yarın, yaşanılabilir bir dünya bırakma görevi de vermiştir. Tüm dinlerde de böyledir; doğayı korumaktan tutalım da yoksulluğa yol açan sebepleri ortadan kaldırmaya kadar verilmiş vicdani ve insani görev ve sorumluluklarla yüz yüzeyiz.

Geçtiğimiz günlerde sivil itaatsizlik eylemleriyle bilinen EMK(Emekçilerin Özgürlük Kongresi) “alış-veriş yapmazsak, zorunlu kalmadıkça bazı ürünleri tüketmezsek” diye bir öneriyle zamlara ve hayat pahalılığına karşı bir sivil itaatsizlik eylemi önermişti. Mahmut Alınak’ın da “Yumurta Bozulunca Ne Olur”  başlıklı yazısında dile getirdiği önerilere ve bunlara benzer dile getirilen ancak bilmediğimiz başkaca önerilere dair NE YAPMALIYIZ?

Onların iktidardan aldıkları güçleri varsa, bizim de tüketimden gelen gücümüz var. Milyonlar bir araya gelsek, bir düşünün neler olur acaba? Hangi dağ, hangi deniz bunca yoksulun, bunca mazlumun birleşik kudreti karşısında durabilir?

Yüzlerce iş yeri kapanıyor, milyonlarca genç işsiz kalıyor ve kalacak. Ve insanca yaşam diyen işçiler “terörist” diye tutuklanıp yargılanırken, özel uçak sayılarını arttıran bir zihniyeti basın görmezden geliyor. Genelde toplum ve özelde de biz emekçiler üç maymunu oynayamayız. Birileri zevk-û sefa içindeyken bizler aç, yoksul kalmaya razı olmamalıyız.

Üretenler bizleriz, ürettiklerimizi tüketenler de bizleriz. Elimizdeki bu gücü küçümsemeyelim! Sermaye ve onun korumacı güçlerinin bizi bölme oyunlarına bu defa gelmeyelim. Birlik olalım Emekçilerin Özgürlük Kongresi’nin çağrısına kulak verelim, tartışalım, destek olalım…

Ey aydınlar, sizler susarsanız herkes susar. Bu çağrıyı gelin tartışalım. Kamuoyu oluşturalım. Flormar’da, Cargill’de ve daha birçok yerdeki direnişlerin hakları ve bu yoksulluk dayatmalarına karşın özel uçaklarını arttırmakla meşgul olan yöneticilere karşı “bir şey yapmalı” demeliyiz. Zorunlu kalmadıkça, tüketmeyerek “tüketimden gelen gücümüzü” kullanmayı, üretmeyerek de “üretimden gelen gücümüzü”kullanabiliriz. Beş gün boyunca milyonlarca insan sigara  ya da bir gün alkol tüketmezse, başka bir gün telefonlarımızı kapatsak, konuşmasak ya da bir ürüne zam geldiği gün o ürünü bir kaç gün tüketmezsek n’olur acaba? Ya da ellerimize birer küçük afiş alsak, yakamıza birer kokart taksak işten çıkıp evlerimize yürüyerek gitsek, ellerimizde “zamlara hayır” diye yazan birer küçük hatırlatmayla bulunduğumuz yerde belli bir saatte oturup beklesek… Bu sivil, şiddetten uzak olan eylemler, sanırım bu krizin sahiplerine, sebebi olanlara ve zamların geri çekilmesine yeter de artar bile. Bunun ilk adımını aydınlardan, duyarlı yazarlardan, sanatçılardan, demokrasi güçlerinden, sivil toplum kurum ve kuruluşlarından, emek güçlerinden beklemek toplumun hakkı olsa gerek… Bu cümleyi bir çağrı sayalım. Gelin tartışalım bu zulme, yoksulluğa, pahalılığa, işsizliğe hep birlikte “hayır” deyip, son verelim…

Unutmayın, “yoksulun bebeğinin içemediği sütü, zenginin köpeği içiyorsa; bana adaletten bahsetmeyin” der P. Samuelson.

ŞAİR / YAZAR MAZLUM ÇETİNKAYA