KHK’lilerin Davasına Çağrı | EMK Basın Bürosu

KHK’liler Değil KHK Yargılanacak!

15 Temmuz darbe tiyatrosunun ardından on binlerce kamu çalışanı yayınlanan KHK’lerle işlerinden edildi. Sözde FETÖ/PDY ile mücadele adı altında ilerici, devrimci, demokrat, mücadeleci ve hatta suya sabuna dokunmayan insanlar bile ihraç edildi.

KHK’nin yarattığı hukuksuzluğa karşı susmayıp direnmeyi tercih eden mücadeleci kamu çalışanları meydanlara çıkarak eylemlere başladı. Bakırköy ve Kadıköy’de 70 hafta boyunca direnen KHK’li kamu emekçileri defalarca kez kolluğun saldırısıyla karşı karşıya geldi. Yetmedi haklarında davalar açıldı. Bu davalardan birisi de 24 Ekim Çarşamba günü saat 10.00’da Bakırköy Adliyesi’nde görülecek. Fakat bilinmelidir ki o gün, o mahkeme salonunda KHK’liler değil OHAL düzeni ve onun KHK’leri yargılanacaktır!

Darbe tiyatrosunun ardından oluşturulan “terör tehditi var” algısı yaratma çabasına giren AKP kabilesi, toplumu bu tiyatronun gerçek olduğuna ikna edebilmek için çok yönlü bir saldırıya girişti. Bunun sonucunda yüzlerce kişi tutuklandı, işten atıldı, neredeyse Kürdistan’da her sokak başına karakollar kuruldu, sokaklar bekçilerle/polislerle dolduruldu, GBT yapılarak kolluk tacizleri sıklaştı, emek mücadelesi kolluğun kıskacına alındı, karakollar/valilikler beton bloklarla donatılarak “savaş var” görüntüsü verilmeye çalışıldı. Böylesine terörize bir ortamı yaratan AKP kabilesi, Gezi Direnişi’nde sokağa çıkaramadığı faşizmi devlet içindeki kurumsallaşmasını güçlendirdikten sonra 15 Temmuz darbe tiyatrosunun ardından faşizmi daha ileri düzeye çıkararak başarılı oldu ve bunu 24 Haziran seçimleri izledi. Fakat unutulmamalı ki her şey karşıtıyla vardır. Emekçilerin mücadelesi her ne kadar günümüzde bu kabileci takımını yok etme ve vahşi düzeni yıkma gücüne erişememiş olsa da hala köhnemiş düzen için tehdit oluşturmaktadır. Tehdit oluşturuyor ki en insani taleplerle eyleme çıkan 3. havalimanı işçilerinden yüzlercesi gözaltına alınıp işkence görerek onlarcası tutuklanıyor, yıllar sonra fabrikalarını 60 gün boyuca işgal eden 600 Greif işçisi hakkında dava açılıyor, mitingler/yürüyüşler yasaklanıyor; devrimciler, ilericiler, insan hakları savunucuları, Kürd siyasetçileri tutuklanıyor, Cumartesi Annelerinin eylemleri yasaklanıyor.

Kurumsal Devlet Yapısı Çöktü; Kabilecilik Oynanıyor

Darbe tiyatrosunun ardından “terör tehtidi” yalanının arkasına saldıran AKP kabilesi her yere saldırarak devletin 15 Temmuz öncesindeki örgütsel yapısını da tarumar ederek can havliyle her yere, herkese saldırıya girişti. Paronayakça bir düzeye ulaşan bu saldırganlık AKP kabilesinin devletin bütün örgütsel mekanizmalarını “ne istediler de vermedik” dediklerine verdiğinin somut delilidir. Yargısıyla, yasamasıyla, kolluğuyla, bütün bakanlıklarıyla, eğitim kurumlarıyla, belediyeleri, muhtarlıkları, genelevleriyle tam bir kabile yönetiminin hüküm sürdüğü Türkiye’de AKP kabilesinin bir tek şehzadeleri boğazlamadığı kaldı.

Ergenekon/Poyrazköy davasından başlayarak yakın zamanda FETÖ/PDY davasına, Osman Kavala’ya, Çetin Altan’a, KCK davasına, Selahhattin Demiştaş’a, ÇHD’li avukatlara, 3. havalimanı inşaat işçilerine kadar savunmanın yapılamadığı, ifade hakkının gasp edildiğini, aylarca iddanamelerin hazırlanmadığını, korkak ve taraflı hakimlerin kabile şeflerinin direktifleriyle hukuku guguk ettiğine şahit olduk; böyle giderse de bunun arkası kesilmeyecek. Türkiye ve Kürdistan emekçilerine halklarına karşı suçlu olanlar dahi işlemiş oldukları suçlardan değil AKP kabilesi için tehdit oluşturduğundan dolayı burjuva hukukuna dahi uygun olmayan şekilde yargılanıyor.

Artık duruşma salonlarında müdafilerin hukuk bilgisi dava sonuçlarında küçük bir etken olmakta ve direnişçi kimlikleriyle yargılamayı yargılayarak duruşmalar kazanılmaktadır. Sözün hükmü kalmamıştır. Tek seçenek kabilecilerin mahkeme salonlarında onları yargılamak ve direnmenin ötesine geçmektir.

 

OHAL devam ediyor

OHAL ve onun KHK’lerinin geçerliliği fiiliyatta devam etmektedir. Böylesi koşullarda OHAL’in kalktığını iddia etmek düpedüz sahtekârlıktır. Bu koşullar devrimcilere, ilericilere, demokratlara, Kürdlere, Alevilere, işçilere biyolojik yaşam hakkı tanımamaktadır. Yaşam hakkı ihlallerinin ardı arkası kesilmemektedir. AKP kabilesi kendi yaşam alanını genişleterek kendinden olmayanların, sömürülenlerin ve hak savunucularının yaşam alanlarını daraltmıştır.

24 Haziran seçimleri öncesinde de kendi yaşam alanını genişletmek isteyen bu kabile saldırılarını arttırarak kendi dışındaki siyasi partilere seçim çalışması yürütülmesini elinden geldiğince engellemeye çalışmıştır. Bu saldırıları seçime girecek partilerle sınırlandırmamış Kadıköy ve Bakırköy’de eylemlerine devam eden KHK’Li kamu emekçilerini de kapsam dâhiline almıştır. Defalarca kez saldırıp gözaltına aldığı KHK’lilere gerçekleşen saldırılardan birisi de 4 Haziran günü gerçekleşmiştir. Bu saldırı sonucunda ise gözaltına alınanlar hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma” gerekçesiyle dava açılmıştır. Bu örnekle de bir kez daha görmüş olduk ki darbe tiyatrosu ve OHAL’in arkasına sığınan kabileciler sokağı zor yoluyla zapt-u rap altına almak için sistematik bir saldırı gerçekleştirmiştir.

 

24 Ekim’de Bakırköy Adliyesine

Yukarıda açıkladığımız gerekçelerle KHK’li kamu emekçilerinin davası bu yüzden önemlidir. KHK’li kamu emekçileri OHAL’in ardından sokağa çıkarak emek mücadelesindeki ilk siyasal sokak hareketini yaratarak OHAL’e ve onun KHK’lerine başkaldırmıştır.

Bütün işçileri, emekçileri ve dostlarımızı KHK’li yoldaşlarımızın da aralarında bulunduğu bu davada dayanışmaya çağırıyoruz.

 

KHK’ler gidecek biz kalacağız!

Darbe değil, bu bir tiyatro!

Yaşasın emeğin özgürlüğü!

 

Tarih: 24 Ekim Çarşamba

Saat: 10.00

Yer: Bakırköy Adliyesi Asliye Ceza Mahkemesi

 

Emekçilerin Özgürlük Kongresi(EMK)

Basın Bürosu