İşçiler Ölürken Baş’lar Sağolsun Mu | Arkadaş Canpolat

Kaç oldu saymadım, sayamadım…
Her ay şu kadar işçi şu, şu, şu nedenlerle çalışırken öldü. Ben en az üçünü yakından tanıyorum; babamı,* Oğuzhan’ı,** Mehmet dayımı***… Belki de ölen işçileri tanımamıza gerek yoktur. Nitekim biz sınıf kardeşiyiz! Ama insan sınıf kardeşlerini tanıyınca başka oluyor sınıf kardeşlerim…

“Ölüler adına
Bizim ölülerimiz adına”**** cezalar istiyoruz guguklu mahkemelerden. Oysa kuş olup uçacak uçakların apronlarında, limanlarında çalışan işçiler tutsak edilmiştir eşi benzeri olmayan yurdumuzda!

Yetmiyor, yettiremiyoruz. Çünkü biz %99’uz. “Mîsâk-ı Millî” sınırları içinde Kürd ve Türk işçiler de yetmedi. Suriye’den, Afganistan’dan, Pakistan’dan gelen işçileri de öldürdüler. O kadar vahşileştiler ki birer, ikişer değil üçer, beşer, onar, yüzer öldürdüler.

İstatistiklere yazılan işçi isimleri yakın zaman savaşlarında ya da “tererö” eylemlerinde ölen insan istatistiklerindeki sayılara göre daha fazla değil mi?

Peki, 11 yaşında gurbete çıkmış çocuklar acaba kaç bina yapmıştır, kaç tuğla dizmiştir, kaç ton çimento taşımıştır, 52 ya da 46 yaşına kadar? Bunları bilmiyoruz. Çalışırken öleceğimizi de bilmiyoruz. Takdir-i ilahi işte! Fakat milli piyango ikramiyesinin çıkmasından daha büyük bir ihtimaldir, iş kazasından ölmek. Çünkü, 2 yıl 12 gün önce omuzlarında taşıdığı tabuttakiyle aynı nedenle aynı sonu yaşayabiliyoruz. Ve ölüm insanın en büyük çaresizliğidir, eğer öleni diriltemiyorsa. Fakat bir çoğunun ölümüne engel olabilirdik.

İnşaat Mühendisleri Odası iş kazalarının %98’inin önlenebilir olduğunu söylüyor yıllardır. Ama yıllardır önlenebilir olsa da iş kazaları ölmeye devam ediyor işçiler. Bir patron için iş güvenliği ve sağlığı için yapılacak harcamalar bir işçinin canından daha pahalıya geliyor, hesapta ve kitapta! Matematik en mutlak sonuçlara ulaşan bilim dalı, yasalar ise zaten mülkün temelidir.

Kuzey Marmara Otoyolundaki kazayı gözlemleyen, önemli projelerde çalışmış 10 yıllık tecrübeli bir inşaat mühendisi ise şunları söylüyor;

“Viyadük ayak başlık kiriş betonları sol ve sağ parçaları yerinde döküm olarak planlanmış. Sol tarafın ayak başlık kirişi betonları tamamlanmış, sağ tarafın başlık kirişi betonu 2 parça (2 kademe olarak planlanmış) olarak, 1. kademe başlık kirişi betonu dökümü  cumartesi akşamı tamamlanmış. 2. kademesi için en az 7 gün sonra beton programı yapılması gerekirken çarşamba sabahına program yapılmış ve 2. kademe başlık kirişi betonu dökülürken bu kaza meydana gelmiştir.

Kazanin Ana Nedenleri;

1- Beton 7 gün sonunda mukavemetinin (taşıma kapasitesinin) %70’ine, 28 gün sonunda da %100’üne ulaşır. 28 gün sonunda %100 ulaşmaz ise dökümü yapılmış betondan 45. günde yerinde karot alınarak laboratuvar da kırım testleri yapılır. Viyadük başlık kirişi betonu eğer  uygun ortam sıcaklığı, uygun beton sıcaklığı, uygun bağıl nem şartlarında ve uygun piriz artırıcı katkılarla dökülmüş olsaydı, 3. gün sonunda mukavemetinin %25’ine ulaşabilirdi. Ancak mevsimden dolayı sıcaklıkların düşük seviyede seyir etmesi 3 günlük mukavemet değerinin %10-15 taşıma kapasitesine ulaştırmış olabilir. En az %70 mukavemetine ulaşmış bir beton üzerinde çalışma yapılabilirdi.

2- Taşıyıcı iskele (tırmanma konsolu) sistemin viyadük ayağına mesnetlenen kısımlarında üst nokta konik ankrajlarının alt bölge konik ankrajlarından daha ufak kesitli olması. Üst bölge konik ankrajların (saha da havuç ankraj da denir) daha büyük kesitli seçilmesi gerekebilir. Üst konik ankrajların tümü kırılmış; alt kısım konik ankrajlarda hasar olmamistir.

3- Viyadük başlık kirişi bölgesinde kullanılan demirlerin projesinde belirtilen çelik sınıfı, çapı ve adedi ile bindirme ve sıklaştırma bölgeleri için hesaplanan değerlerde yerinde montaj edilmemesi durumunda da demirler kırılmış (plastik akmaya) olabilir.

Beton %70 mukavetine ulaşmamış olsa bile, taşıyıcı iskelenin devrilmemesi ve baslik kirişinde montaj edilmiş olan demirlerin kopmaması, kırılmaması (plastik akmaya geçmemesi)  gerekirdi.”

“Betonun ağırlık merkezine göre dökülmemesi…” diye sorduğumda ise;

“Dökülen betonun en kesitlerini bilmek lazım. Eğer mesnet noktalarının (kiriş-ayak birleşim noktaları) birinde diğerine göre daha fazla kesme kuvveti veya moment oluşmuşsa ağırlık merkezinin mesnet noktalarına aynı mesafe de olmadığını gösterir. (Hazır beton bloğun)Ters dönüp düşme nedenine bir etken de bu olabilir.” dedi.

Yani Cengiz-Limak-Kolin…
İki gün önce atılan beton, aralıksız çalışma, matematiksiz mühendislik…
Gecekondu diker gibi viyadük dikmek!

Arkadaş CANPOLAT

*http://m.bianet.org/bianet/toplum/181410-kasimda-190-isci-oldu

**https://www.google.com.tr/amp/www.insanhaber.com/haber/amp/33140

***http://www.buyukkocaeli.com.tr/hayatini-kaybeden-isciye-son-veda-35460h.htm
**** Bir Ceza İstiyorum / Pablo Neruda