ABD’nin Yeni PKK Stratejisi | Erkan Serhadlı

ABD’nin PKK liderlerine yönelik adımları bir çok kişi ve kesim tarafından farklı şekilde yorumlandı ona göre de herkes kendini konumlandırdı. ABD’nin PKK liderlerini arananlar listesine ekleyip başlarına ödül koyması yeni ve aniden ortaya çıkmış bir karar değildir. Bunu en iyi bilende KCK /PKK’dir.

Buna rağmen KCK başkanlık konseyinin açıklaması, kararı ve gelişmelerin iyi okunmadığını gösteriyor. ABD’nin Kürt liderlerinin başına ödül koyup onları hedef almasını elbette kabullenecek ve tepkisiz kalacak değildir Kürtler. Fakat böylesi bir sürece neden ve nasıl gelindiğini de iyi bilmekte fayda var. Daha önce defaatla Rojava’da ortak askeri güç birliğinin bununla sınırlı kalmamasını PKK’nin siyasi bir strateji ile bunu geliştirmesini yazmıştım. Ortadoğu’da oyun kurucu bir güç ile karşı karşıya gelmek ne siyasetin ne de aklin kârına olan bir davranıştır. Bu sürece gelinmesinin sebebi isabetsiz siyasetten dolayıdır. Bu karar ne Türkleri sakinleştirmek için verilmiştir ne de direkt ABD’nin PKK’ yi hedef alması demektir. Bu karar ABD’nin PKK’nin siyasetine ve yönetimine apaçık bir müdahaledir. ABD İran’ı Ortadoğu’da yakın gelecekte oyun dışında bırakıp müdahaleye hazır hale getirme peşindedir. Kürt siyasetinin İran’a yakın durması ABD’yi bu anlamda müdahaleye zorlamıştır. Amerikan yönetiminin derdi Yeni Ortadoğu denkleminde PKK’yi bölge siyasetine entegre etme çalışmasıdır. PKK’nin tam da burada verdiği kararlar yeni stratejinin ruhuna ters olduğu için ABD’ye böylesi bir gözdağı verme zorunluluğu doğurmuştur. KCK bu karar öncesi ABD ile görüşmüş ortak bir karar çıkmayınca durum buraya kadar varmıştır.

Yakın zamanda Kürtlerin ABD’ye rağmen Ortadoğu’da oyun kurucu ve daha da ötesi bir statü sahibi olmaları imkansıza yakın bir gerçektir. Bunu kavrayamamak siyasi müflis olmaktan kurtulamamak demektir. KCK’nin karara verdiği tepki elbette kendi gerekçeleriyle olması gerekendir ama önemli olan kararı iyi okuyup şapkasını önüne koyup düşünüp ona göre bir strateji, daha doğrusu siyaset belirlemesi lazımdır. Kırk yıl önceki siyasi argümanlarla tepki vermek günümüz dünyasının gerçekleriyle örtüşmemektedir. Kürt halkı kendi bağrından binlerce komutan ve lider çıkaracak kadar siyaset alanında bilinçlenmiş, askeri anlamda da bir o kadar deneyim sahibi olmuştur. ABD reel siyasi değişim istemektedir bunu sadece siyaset değişikliği olarak değil, 21. yüz yılın siyasetini okuyup yönlendirebilecek kadro değişimi de istemektedir. Ortadoğu’da Kürtlerin siyasi kazanımlar elde etmesi etrafındaki dört devletin kıskacından çıkabilmesi ancak ve ancak küresel güçlerle ortaklaşması şartıyla olacaktır. Bunu da cephe ortaklığından öteye taşıyıp, siyaseten güven vermeleri halinde olabilecektir. Bazen siyasette ahlak aramak gerçekleri görememektir, yanlış teşhis yanlış tedaviye ve nihayetinde imhaya götürür. Ortadoğu’da her gün yüze yakın kişi savaş ve çatışmalarda hayatını kaybederken ahlaktan bahsetmek mümkün değildir. Bu karar yeni bir ortaklığın başlangıcı olabilirdi. Eğer bu süreç iyi ve akıllıca götürülmez ise var olan birlikteliği de bitirip karşılıklı çatışmaya kadar gidebilecek bir durumdur.

Sloganlarla, kırk yıllık siyasi argümanlarla ve duygusal yaklaşımlarla bu sorunun çözülemeyeceğini anlamak sanırım herkesten çok Kürtlerin lehine olurdu. Kürtler için elzem olanı Ulusal Birlik konusudur. Bu konuda hızlı adımlar atıp dış küresel güçlerle bu birliktelikten alacakları enerji ile de siyasi işbirlikleri oluşturulabilir.

Kürtler siyasi kadroların değişikliğinden korkmamalı, değişimin dünya şartlarında belirli bir süreçten sonra zorunluluk olduğunu da anlamalıdırlar.

Ve son bir cümle olarak, herkesin bilmesi gereken bir diğer gerçeklik ise Kürt halkı ne bir evladını ne de bir yöneticisini başkasına teslim edecektir. Herkesin planını buna göre yapması ve adımlarını da buna göre atmasını söylemekte belirtmekte var.

Erkan SERHADLI